|
|
istanbul11532 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
nietzsche3235 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
sanat3074 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
eskişehir2169 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
Fight Club1893 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
Quentin Tarantino1353 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
kitap1320 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
duman951 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
babazula492 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
ırkçılığa dur de892 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
LEO FERRE ZAMANLA
08 Eylül 2010 Çarşamba 03:03
Zamanla
Zamanla,
Geçer, her şey geçip gider, zamanla
Unuturuz yüzü ve sesi unuturuz
Kalp daha da yenilince, gitmek dert olmaz
Aramak daha uzağı, peşini bırakmak gerekir ve bu çok iyidir
Zamanla
Geçer, her şey geçip gider, zamanla,
Taptığımız öteki, yağmur altında aradığımız
Bir bakışının etrafında köle olduğumuz öteki
Arasında satırların , kelimelerin
Ve altında, bu gece çekip gidecek boyalı bir yeminin
Her şey görünmez olur, zamanla
Zamanla
Geçer, her şey geçip gider zamanla
En güzel anılar gibi, dilinden düşmeyenlerden birisidir
Galeri farfouille’de ,ölüler kısmında
Cumartesi gecesi şefkat alıp başını yapayalnız gittiğinde
Zamanla
Geçer, her şey geçip gider zamanla
Bir rom için, bir hiç için inandığımız öteki
Rüzgar ve mücevherler verdiğimiz öteki
Birkaç aşağılık şey uğruna ruhunu satan için
Neyin karşısında çabalıyorduk, çabalayan köpekler gibi
Geçer, her şey iyi olur zamanla
Zamanla
Geçer, her şey geçip gider zamanla
Unuturuz tutkuları ve sesleri unuturuz
Size yoksul insanların sözcüklerini en düşük sesle söyleyenleri
Fazla gecikmeyen, her seyden önemlisi fark etmeyen soğuğu
Zamanla
Geçer, her şey geçip gider zamanla
Ve çatlamak üzere olan atlar gibi beyazlamış hissederiz
Ve kaderin yatağında buz tutmuş gibi hissederiz
Ve belki yapayalnız ama kederli hissederiz
Ve kayıp yıllarla yanıldığımızı hissederiz
Demek ki gerçektenSevilmeyiz artık, zamanla
leo ferre
Aldatıldığımız önemli değildi yoksa
Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak...
turgut uyar
ben senden ölürdüm
oysa sen benim yaşamımdın
........
sen yanaklarını yaslardın
memelerimin acısına
ve ben
söylemeye başka bir şey bulamadığımda
sen yanaklarını yaslardın
memelerimin acısına
ve dinlerdin
ağlayarak akan kanımı
ve ağlayarak ölen aşkımı
sen dinlerdin
görmezdin beni ancak
"yaşamak belki
bir kadının her gün filesiyle geçtiği uzun bir caddedir
yaşamak belki
bir adamın kendini astığı bir iptir
yaşamak belki okuldan dönen bir çocuktur
yaşamak belki sevişme arasında yakılan bir sigara
ya da bir yayayın şapkasını kaldırarak
bir başkasına anlamsızca gülümseyip "günaydın" diyen şaşkın bakışıdır
yaşamak belki
senin gözbebeklerinde harap olan bakışımın kapandığı andır
ve benim
onun ay algılayışıyla karanlık kavramını karıştıracağım duygusudur"
‘ancak bir yalnızlık vardır , o da büyüktür ve ona katlanmak güçtür.. insanın öyle anları olur ki , bunlarda , hemen hemen herkes yalnızlığını , kolayca elde edilen herhangi bir beraberlikle değişmek ister : hiç uymadığı halde uyar gibi görünüp yanındakilerden herhangi biriyle , en düşük biriyle de beraber olmak ister.. ama yalnızlığın büyüdüğü anlar belki de işte bu anlardır..’
Rainer Maria Rilke ( Genç Bir Şaire Mektuplar..)
İKİMİZ
El sıkıştığımız anda , rüzgarın
avuçlarımız arasında sıkıştığını duymadın..
Belleğin kendisini hazırlamasıydı bu aslında.
Buluşmadan önceki ayrılıştı.. Duymadın..
Eksiksizdin sen ; bütün çıplaklığına sarınmış ,
Bir orman yangınındaki ağaçlar gibi , onurlu ve
korunmasız..
YANNİS RİTSOS
''Şiddet nerede başlar?
Laboratuvarda deney hayvanlarını keserken mi,
savaşta ölürken, öldürürken mi?
Çocuğuna kendi değerlerini dayatırken mi,
insanın acısının fotoğrafını çekerken mi?
Töreyi uygularken mi,
sevişirken mi,
yoksa yabancıyı ötekileştirirken mi?''
Oya Baydar'ın Kayıp Söz kitabından
nobahari mohsen namjoo
Olur da olamazsam buralarda
Yanağındaki küçük çukura saklanmak istiyorum,uyumak..
Yüzyıllarca uyumak..
İlla isim konulacaksa ben masal değil hayat demekten yanayım
Bu yolları yan yana yürümekten yanayım..
Erguvanlar açmaya başladı,mavi mi pembe mi ayırt edemiyorum renkleri,kokuna bi isim bulmaya çalışmaktan da vazgeçtim.
Geldiğinde bir masada kahvemizi yudumlayıp, heyecanla dedikodu yapacağız, sana kaçırmadan anlatmam gereken aylar biriktirdim..
Biraz sessizlik olacak sonra
Sen hüzünlü gözlerini uzaklara salacaksın. Cümlelerim topallayacak,ağır aksak kelimelerle soracağım;
Nasılsın?
Nasılsın derken bile iyi olmana dualar edior olacağım..
Hiçbir sözümüz umutsuzluk taşımayacak, inanacağız, inandıracağız, yaşadığımız cehennemin cennete dönüşeceğine.
Herkesin unuttuğu küçük bir çocuğa gülümseyerek,
İnsanların koşarak geçerken farketmediği selpakçı amcanın gülüşüne karşılık vererek..
Ve bırakarak bu dünyanın tümm kandırmacılarını kendimize insanca bir yol çizeceğiz!
Gelmek isteyen ardımıza düşecek..
Gel !
Orda mutlu olduğunu biliyorum ama inan bencilce değil bu isteğim.
Birgün hiç gelmemeye karar vererek gidersen,bavulumu hazırladım
geçmişi koymadım içine,adı ‘ geçmiş’ olacak gelecekleri beraber yaşayalım diye !
Gitme !
Seni şah damarıma sakladım,adım atarsan yırtılır derim,kanar dizlerim.
Ölürüm.Birdaha ayrılığı kaldıramam ,yüküm ağır !
Susma !
Kelimelerin senin ayak izlerin.
Nereye gittiğini bulamazsa ölür benim ellerim !
Seni Seviyorum …